mehba 1 Takipçi | 13 Takip
Kategorilerim
Diğer İçeriklerim (11)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (1)
24 01 2013

birşeylerin farkına vardıysan eğer

  Çok şey değişebiliyormuş. Hayalini kurduklarını bir daha canlandıramıyor olabiliyormuşsun. Şu kısacık zamanda o kadar çok şey değişmiştir ki onun hızına sen bile şaşırmışsındır. Dizi film haline getirdiğin hayalleri aynen izleyememek sana acı verir. Ne kadar çabalasan da onun devamını getirmeye çalışsan da bir yerde hep bir pürüz vardır. Şöyle mi yapsam böyle mi yapsam desende o pürüzü tamir edemiyormuşsun. Belki de bunun olacağını bildiğin halde inanmamışsındır ya da sadece o pürüzlerin oluşacağı günü beklemişsindir. O gün gelmiştir ve sen ‘bu mudur, böyle mi olacaktı, bu kadar basit miydi?’ dersin. Sadece bunları diyebilirsin çünkü olup bitmiştir. Bundan sonrası zaman ve yeni bir hayat. Hala kabullenmek istemesen de hala etrafındakileri görmezden gelsen de bundan sonra hayatın budur senin ya da sadece bir dönemi budur. Çünkü içinde bulunduğun zaman dilimi de bir gün sadece geçmiş olacaktır. Devamı

17 01 2013

  Sevmekten korkuyor insan. Evet ama sevilmekten de neden korkarız ki? Hep üzdüğümüz için mi? Üzerken üzüldüğümüz için mi?  Bir hayal kurdum, sevmek ve sevilmek adına. Herkes bir aradaydı. Ama herkes. Geçmişten gelenlerde vardı gelecekten gelenlerde. İlerde yanında olacak kişileri bilemezsin, ne kadar hayal kurmaya çalışsan da onlarla. O yüzden daha çok geçmiştekileri ele alırsın. Senaryonun büyük bir kısmını onlara verirsin. Zaten diğer kalan kısmında da sen oynarsın. Aslında gelecekten gelenler kendilerinin de olacağını hatırlatmak için ordadırlar. Figürandırlar. Sadece şimdilik. Bir hayal kurdum demiştim. O hayalde kaybettiklerimde vardı, çekip gidenler de, hala yanımda olanlar da. Hep beraberdik. Ama hep beraber ne kadar mutluyduk, bilemedim.  Şarkı söylüyordum, kendimden geçmişçesine. Anlamlar yüklercesine. Hepsi üstüne alınsın istedim. Eş dost sevgili. Hepsi mi üstüne alındı hiçbiri mi kestiremedim. Hayalimde bile sıkışmıştım. Aradaydım. Yine de başrolü oynuyordum. peki ama hayalinde bile üzgün olmayı seçiyorsa hata nerde? Devamı

11 01 2013

  Becerebilirsem aşktan bahsedeceğim. Evet, becerebilirsem dedim. Çünkü bu konu hakkında o kadar çok konuşuluyor ki konuşmak ne kadar doğru aslında onu bile bilmiyorum. Sadece şu an bende deneyim dediğim bir anımdayım. Ne kadarını yaşadım gerçek olanını yaşadım mı, yaşayacak mıyım onu da bilmiyorum. Bu kadar çok şey bilmiyorken nasıl anlatılır o da ayrı bir mevzu. Her neyse… Gel gelelim aşk nedir sorusuna. Aşk, konuşulduğu kadar yaşanılmayan yaşatılamayan bir duygudur. Evet, böyledir. Devamı

07 01 2013

Saygı

    Saygı kime göre, neye göre değişir? Bir yere ait midir? Bulunduğun coğrafyayı mı anlatır? Senin nereye ait olduğunu mu belirtir, nasıl bir aileye münhasır olduğunu mu? Kimilerine göre saygı büyüğe duyulan saygıdan ibaret kimilerine göre ise cinsiyet ayrımından. Evet cinsiyet ayrımı. Sanki saygı denilen şeyin sadece erkek, erkek denilen şeyde saygıymış gibi. Sanki cinsiyet ayrımı saygıda da varmış gibi. Peki ya sadece büyüğe duyulan saygıya ne demeli? Küçüğe nasıl davrandığın hiç önemli değilmiş gibi. Onun ne düşündüğü önemli değilmiş gibi. Onu nasıl görüyorsa? Küçüksün sen bilmezsin derler ya hani. Ah aslında ondan neler öğreniyorlar hiç farkında bile değiller. Saygı da birde şöyle bir durum vardır. Sadece insana duyulan saygı… ne kadar doğru acaba? Bu evrendeki yerini bilmeden yaşıyor çoğu insan, ona göre davranıyor. Kimi zaman kişileştiriyor, kimi zaman evrenselleştiriyor. Ama şunu bilmiyor. Evren, bir bütün. Senden benden ondan ibaret değil. Ah bir de şey derler ya ‘ insanın kendisine saygısı olacak önce.’ Evet, çok doğru ama kendisi buna ne kadar hakim acaba? Devamı

06 01 2013

Farklarımızda aynı

    Düşündüm yine. Nerelerdeyim, kimlerleyim diye. Ne bir yanıt alabildim ne de bir sonuca bağlayabildim. Tek yapabildiğim gözümün önüne getirebildiğim birkaç silüet. Kimi eskilerden, kimi şimdilerden…  Belki de bu bile cevaptı, bana. Ama ne açıklamaya cesaretim vardı ne de kabullenmeye. Hoş bunları yapsam ne değişecekti? Eskiye mi dönecektim, şu anı mı tam anlamıyla yaşayacaktım? Dedim yine, eskilerle yaşamaya başladın diye. Bugünleri geçmişle geçirmek ne kadar doğru olabilirdi? Onları düşünürken bugünü mü kaçırıyordum? Bilemedim…  Geçmişle gelecek arasında sıkışıp kalmak denilen şey böyle bir şey miydi? Belki… Belki de benim bugünlerde yaptığım tek şey buydu. Bugünümü hiç bugün gibi yaşayamadan geçirip gitmek… Kızdım yine, etrafımdakilere haksızlık yapıyorum diye. Onlarla günümü geçirirken bir yandan eskileri yaşıyorum diye. Onlarla gülüyorken eskilere ağlıyorum diye. Ama farkettim ki tek ben değildim. Tek ben değildim geçmişiyle yaşamayı öğrenen. Baktım şöyle bir etrafıma kimseden habersiz, sorgularcasına. Kim ne getirdi yüreğinde diye. Herkeste farklı bir hava vardı. Belki yaşanmışlıklarda hissedilen aynıydı ama katılan anlam farklıydı. Onları yaşama, anma şekillerimiz farklıydı. Devamı